DİNİNİZİ PARÇALAYARAK GURUPLARA AYRILMAYIN!

Dinlerini parça parça edip guruplara ayıranlar var ya, (Resulüm) senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır… (Enam 6/159)

Dinlerini parçalayan ve gurup gurup bölünenlerden olmayın. Her gurup kendindeki (din anlayışı) ile sevinip övünür. (Rum 30/32)
Rabbinizden size ne indirilmişse ona uyun; O'nunla aranıza koyduğunuz velilere uymayın…(Araf 7/3 )
Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) yapışın…Çekişmeye girip fırkalar halinde parçalananlar gibi olmayın.Böyle olanlara çok büyük bir azap vardır.(Ali İmran 3/103,105)
Yukarıdaki ayetler çok önem taşımaktadır. Kur'an'ı Kerim, Allah'ın elçisi Hz. Muhammed'ten sonra oluşan mezhep, tarikat ve cemaatlere gönderme yaparak onları uyarmıştır. Dininizi parça parça ederek guruplara ayrılmayın!
İslamiyet'te birlik ve bütünlük temin edileceği yerde, küçük guruplar halinde yüzlerce hizip, fırka ortaya çıkmış her gurup kendi dinlerinin doğru olduğu iddiasıyla kardeş kardeşi, islam islam'ı öldürmüşlerdir. Suriye, Mısır, Irak gibi birçok İslam ülkesinde mezhep çatışmaları zamanımıza kadar devam etmiş, o devletlerin geri kalmalarının başlıca nedeni olmuştur. Oysa Müslümanlar birbirlerinin kardeşi değil midir? Hucurat 49/10: << Şu bir gerçek ki, müminler sadece kardeştir. O halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ki, size merhamet edilebilsin.>>

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof.Dr. Hasan ONAT, 2012 yılında İnönü Üniversitesi'nde düzenlenen konferansta "Mezhep Çatışmaları" hakkında şöyle konuşmuştur:

<<Kur'an uyarıyor, dinde ayrılığa düşmeyin. Müslümanlar yüzlerce mezhep, tarikat ve cemaate bölündü ve bölünmeye devam ediyor. Her gurup kendisini kurtuluşa eren fırka (gurup) olarak görüyor. İşte egemenlik ve çıkar meseleleri etrafında ortaya çıkan bu bölünme ve parçalanmalar mezhepleri, cemaat ve tarikatları meydana getirmiştir.

Mezhepler din gibi algılanıyor. Müslümanların 14 asrı aşan tarihlerinde yüzlerce mezhep çatışması yaşandı. Suriye'de, Irak'ta, Bahreyn'de, Pakistan'da ve Afganistan'da mezhep çatışmaları fiilen devam ediyor. Yüzlerce insan sırf farklı mezheplerden oldukları için hunharca öldürülüyor, buna sebep mezhepler din gibi algılanıyor. Kur'an'a rağmen Müslümanlar birbirini boğazlıyorsa, bunun adının cehalet olarak konulması gerekir.

İslam'ın, Kuran ve Hz. Peygamber'in örnek uygulamaları yerine, mezhep, tarikat ve cemaat üzerinden öğrenilmesi ciddi bir açmazdır. Dinin geleneğin gölgesinde kalması, ya da geleneğin din haline gelmesi doğal bir sonuç olarak meydana gelir. En kötüsü de din birleştirmek, bütünleştirmek yerine, ayrıştırmaya başlıyor.

Enerjilerini birbirleri ile uğraşarak harcıyorlar. Müslümanlar daha güçlü bir uygarlık yaratmak için enerjilerini birbirleriyle uğraşarak tüketti. Binlerce insan yok yere hayatını kaybetti. Muazzam kültür eserleri mezhep taassubu yüzünden yok oldu. Aynı tehlike bugün için de söz konusu. Mezhep, tarikat, cemaat hiçbir şekilde islam ile özdeşleştirilemez.>>


Doğru dini bilgi için Allah’ın ipine sarılmalı ve mutlaka Kur'an’ın içeriği öğrenilmelidir. Muhammed 47/24: "Onlar Kur'an'ın anlamını inceden inceye düşünmüyorlar mı?..." Casiye 45/19,20: "Allah, takvaya sarılanların velisidir.. Kur'an insanların kalp gözlerini açacak ışınlardan olusur…." Allah katında en değerli insan olan takva sahipleri, ilahi yasaları çok iyi bilen ve çok iyi uygulayanlardır.




KURAN'I KERİM'İN İÇERİGİ OKULLARDA SEÇMELİ DERS OLARAK ÖGRETİLMELİDİR