HIRİSTİYANLIK


Hıristiyanlar’ın babası Hz. İsa, M.Ö. 6 ila 4 yıllarında mucizevi şekilde babasız olarak dünyaya gelmişti. Doğumu; insanlık tarihinin bir dönüm noktası olarak kabul edilmiş, Batı ülkeleri de takvimi Hz. İsa’yı milât alarak düzenlemiştir.

 

Hz. İsa, İncil’de ve Kur’an’ı Kerim’de meshedilmiş, kutsal yağla kutsanmış anlamına gelen Mesih ismiyle ve Yüce Yaratıcı’yı anlattığı için Tanrı Sözü ile de tanımlanmaktadır. O’nun Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İshak soyundan geldiği kabul edilir. Annesi Hz. Meryem, dört seçkin aileden biri olan İmran Ailesi’ndendi. Peygamberlik görevine genç bir çağda iken başlamış, yaklaşık beş yıl devam etmişti. İncil, Luka 3/23 : « İsa göreve başladığı zaman otuz yaşlarındaydı, Yusuf’un oğlu sanılıyordu. » Hz. İsa bazı araştırmacılara göre hiç evlenmemiş, bazılarına göre de Mecdelli Meryem ile evlenerek bir çocuğu olmuştu. Yaşamı boyunca aldığı vahiyleri sözlü olarak aktarmış, bunlar da yazıya geçmemişti. Orijinal İncil; Hz. İsa’nın mesajları 20-25 yıl ağızdan ağza nakledildikten sonra, Havariler ve Yahudi Hıristiyanlar tarafından kaleme alınmıştı. Dünyadan ayrılışı da M.S. 30 ila 33 yıllarında olmuştu.

 

YAHUDİ HIRİSTİYANLAR

 

Nasıra’da doğduğu için Nasıralı İsa olarak da anılan İsa Mesih’in vefatından sonra O’nun meşru temsilcisi Nasraniler (Yahudi Hıristiyanlar) , Hz. İsa’nın tebliğini yayma görevini üstlenmişlerdi. Onlar; İsa Mesih’in ailesi (annesi ve kardeşleri), 12 Havarisi ve O’na samimiyette iman etmiş küçük bir Yahudi topluluğundan oluşuyordu. İncil, Elçiler 1/14-15: «Bunlar (Yahudi Hıristiyanlar) İsa’nın annesi Meryem, öbür kadınlar ve İsa’nın kardeşleri ile tam birlik içinde sürekli dua ediyordu. O günlerde (Havari) Petrus, yaklaşık 120 kardeşten oluşan bir topluluğun ortasında ayağa kalkıp şöyle konuştu…»   

 

Elçilerin İşlerine göre; imanlıların tümü bir arada birlik içinde bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı. Mallarını mülklerini satıyor, parasını aralarında taksim ediyorlardı. Hz. Musa’nın Yasaları’nı da uyguluyor; erkek çocukların sünnet edilmesi, cumartesi günleri çalışmama, tapınaktaki dini merasimlere devam ediliyordu. Ancak Hz. İsa’nın tebliğine göre de eğitim yapılıyor, ekmek bölünüyor, yemekler paylaşılıyor ve Tanrı’ya içtenlikle dualar yapılıyordu. İncil, Elçilerin İşleri 2/38-42: «Havari Petrus onlara şu karşılığı verdi: “tövbe edin, her biriniz İsa Mesih’in adıyla vaftiz olsun.” Böylece günahlarınız bağışlanacak ve Kutsal Ruh armağanını alacaksınız… “Kendinizi bu sapık kuşaktan kurtarın” diye yalvardı. Onun sözünü benimseyenler vaftiz oldu. O gün yaklaşık üç bin kişi topluluğa katıldı…»

 

KUDÜS KİLİSESİ’NİN DOĞUŞU VE YÖNETİMİNE İSA MESİH’İN KARDEŞİ YAKUB’UN SEÇİLMESİ

 

MS 36-37 yıllarında Yahudi Hıristiyanların başına, Hz. İsa’nın dört erkek kardeşinden en büyüğü olan Yakub görevlendirilmişti. Hz. Meryem İsa Mesih’i dünyaya getirdikten sonra Yusuf ile evlenmiş, bu evlilikten erkek ve kız çocukları olmuştu. İncil, Matta 13/55-56 : «Marangozun oğlu değil mi bu? Annesinin adı Meryem değil mi? Kızkardeşlerinin hepsi aramızda yaşamıyorlar mı? » Ayıca (Bkz. İncil, Galayalılar 1/19)

 

Kudüs Kilisesi, M.S. yaklaşık 30 yıllarında Pentokost Günü doğmuştu. O gün dünyanın birçok ülkelerinden gelmiş dindar Yahudiler Yeruşalim (Kudüs)’te bulunuyordu. Tapınakta Havariler ile birlikte öne çıkan Petrus, bu büyük kalabalığa yüksek sesle hitap etti. Onları İsa Mesih adıyla vaftiz olmaya davet etti. Kalabalığın bir bölümü Hıristiyanlığı kabul ederek vaftiz oldu. İsa’ya iman edenler her gün tapınakta toplanmaya devam ediyor, kendi evlerinde ekmek bölüp Tanrı’ya dua ediyorlardı. (İncil, Elçilerin İşleri 2/14-47)

 

İsa Mesih’in Mesajı’nın temsilciliğini üstlenen Yakub, aralarında Havarilerin de bulunduğu Yahudi Hıristiyanların lideri olarak, Kudüs Kilisesi’nin yönetimini de üstlenmişti. Namuslu, dürüst ve İncil’in öğretilerini eksiksiz uygulayan bir başkan olarak tanımlanıyordu. Dinsel Tarih Yazarı Prof. Dr. Mircea Eliade, cilt 2, s.392 : « Helenistler Kudüsten sürülüp Yahuda ve Samiriye kırlarına dağıldı. Bundan böyle Kudüs Kilisesi’nin egemenliği. Havarilerin ve onların önderi İsa’nın kardeşi Yakub’un eline geçmişti.»

 

İsa Mesih’in kardeşi Yakub, Yahudi Hıristiyanlara yaklaşık 30 yıl liderlik etmiş, MS 62-64 yıllarında aşırı dinci başkahinin kışkırtmasıyla Yahudiler tarafından taşlanarak öldürülmüştü. Bugün elimizdeki İncil’in 20. Sırasında “Yakub’un Mektubu” yer almasına rağmen, onun İsa Mesih’in kardeşi olduğu açıklanmamıştır.

 

NASRANİLERE ZULMEDEN PAVLUS’UN HIRİSTİYAN OLUŞU

 

Saul, 1.yüzyılın başında Tarsuslu Yahudi bir aileden doğdu. Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra da Pavlus ismini aldı. Gençliğinde Kudüs’e giderek Eski Antlaşma’yı (Tevrat’ı) çok iyi bir eğitim ile inceledi, teolog (tanrı bilimcisi) olarak yetişti. Tarsuslu olduğu için Roma kültürüne de vakıftı. Halkın konuştuğu Aramice ve İbraniceden başka Grekçe’yi de iyi biliyordu. Kudüs’te ki Tapınak’ta ibadet ediyor, Tevrat Yasaları’nı yaymak ve öğretmek için çalışmalar yapıyordu. Bu arada Hıristiyan Topluluklarına karşı nefret ve öfkeyle doluydu. İncil, Elçilerin İşleri 8/3: «…Saul ise Hıristiyan topluluğunu kırıp geçiriyordu. Ev ev dolaşarak, kadın erkek demeden imanlıları dışarı sürüklüyor, hapse atıyordu. »

 

Saul (Pavlus) başkâhinin onayı ile Hıristiyanları cezalandırmak için, silahlı adamlarıyla birlikte Şam’a gitmeye karar verir. Yolda olağan üstü bir durum olur. Pavlus’un hayatı boyunca hiç görmediği, yaklaşık iki veya üç yıl evvel Tanrı katına alınan İsa Mesih, kendisine görünerek müjdeyi yayması için onu görevlendirdiği iddiasını yaymaya başlar. Hiçbir görgü tanığının olmadığı bu olaydan sonra Pavlus, vaftiz olarak Hıristiyan olur. Saul, vaftiz olduktan sonra Pavlus ismini aldı ve Şam’daki havralarda da İsa’nın “Tanrı’nın Oğlu” olduğunu duyurmaya başladı. Şam’da yaşayan Yahudiler şaşkına dönüyor, İsa Mesih’e iman edenleri kırıp geçiren adam bu değil miydi? diyorlardı. Pavlus Kudüs’e döndükten sonra, kötülük yaptığı Hz. İsa’nın Havarilerine ancak samimi bir Hıristiyan olan Barnaba aracılığıyla ulaşabildi. Sonunda İsa Mesih’in gerçek temsilcileri Hz. İsa’nın kardeşi Yakup ve Havariler Pavlus’u kabul ettiler. (Bkz. İncil, Elçiler 9/ 19-31) 

Hıristiyan inanışına göre, 27 kitaptan oluşan İncil, Pavlus’un Mektuplarıyla birlikte Tanrı esinidir. Hepsi de “Kutsal Yazılar” olarak benimsenmiş, ayrıca Pavlus’un da İsa Mesih’ten vahiy aldığı inancı kabul edilmiştir.

 

Hıristiyan olmayan araştırmacılar ise Pavlus’un anlattıkları hakkında çeşitli yorumlarda bulunmuşlar, “bu olayın suçluluk duygusuna bağlı olan ruhsal reaksiyon olabileceği gibi, güneş çarpmasının bir neticesi veya halüsinasyon denilen var olmayan şeylerin görünmesi de mümkündür.” tezini ileri sürmüşlerdir. Netice olarak birleşilen nokta, tanrısal bir vahyin alınmadığıdır. Hiçbir insan Pavlus’un yaptığı gibi kendini yetkili ilan edip te, “Tanrı’nın veya gönderdiği peygamberin sözlerini bozamaz veya geçersiz sayamaz veya yeni bir hüküm koyamaz.”, ayrıcalığına sahip değildir. Hz. İsa’nın gerçek temsilcisi Yahudi Hıristiyanlar da Pavlus’u “hain” olarak nitelendirmişlerdi. (Bkz. Dr. Maurice Bucaille, s.94)

 

PAVLUS’UN İSA MESİH’İ TANRILAŞTIRMASI

 

Hz.İsa'dan vahiy aldığını söyleyen Pavlus, Havarileri (Hz.İsa'nın elçilerini) dahi beğenmemeye başlamış, kendisini hepsinin üstünde kabul etmişti. Bu gerçek Galayalılar'a yazdığı Mektup'ta şöyle açıklanıyordu. 1/11 - 12, 2/20 : « Yaydığım Müjde'nin insandan kaynaklanmadığını bilmenizi istiyorum. Çünkü ben onu insandan almadım, kimseden de öğrenmedim. Bunu bana İsa Mesih vahiy yoluyla açıkladı... Mesih'le birlikte çarmıha gerildim. Artık ben yaşamıyorum, Mesih bende yaşıyor.»

 

Pavlus; fikir birliği yapamadığı, düşüncelerine uymayan Havarilerden ve Nasranilerden bir müddet sonra ayrıldı. Zihninde tasarladığı öğretiyi, Roma idaresinde bulunan Akdeniz ülkelerinde ki paganlar (çok tanrılı insanlar) arasında daha kolay yayabileceğini düşünüyordu. Kendisi haham eğitimi görmüş bir teolog (tanrı bilimcisi), Grekçe'yi iyi bilen ve Tarsus'lu olduğu için Roma kültürü ile yetişmiş bir Roma vatandaşıydı. Paganların Zeus, Venüs, Hermes gibi insan şeklinde tanrıları vardı. Yaydığı dinin bu insanlar arasında beğenilmesi için, birçok mucizeler göstermiş Hz.İsa'ya insan üstü bir konum verilemez miydi?

 

Tanrı'nın Öz Oğlu

O, Tanrı'nın öz Oğlu ve Kurtarıcıdır. Bu paganları etkiler ve Hıristiyanlığın yayılması çok kolaylaşırdı. Pavlus'un Hz.İsa'yı ilâhlaştırma kararı, Koloseliler ve Filipililere yazdığı mektuplara şöyle yansıdı. 2/9, 2/6 : « Tanrılığın bütün doluluğu bedence Mesih'te bulunuyor... Mesih, Tanrı özüne sahip olduğu halde, Tanrı'ya eşitliği sımsıkı sarılacak bir hak saymadı. » İsa Mesih, Baba Tanrı'dan “Günahları bağışlama” yetkisi de aldı. İncil, Koloseliler 1/13,14 : « O bizi karanlığın hükümranlığından kurtarıp sevgili Oğlu'nun egemenliğine aktardı. O'nda (Mesihte) kurtuluşa, günahlarımızın bağışına sahibiz.» İncil, Romalılar 9/5: «...Mesih...herşeyin üzerinde hüküm süren, sonsuza dek övünülecek Tanrı'dır.»

Pavlus'un mektuplarında, Hz.İsa'nın kendisi için kullandığı İnsanoğlu sözcüğü yerine Tanrı'nın Oğlu, Tanrı'nın öz Oğlu, Baba Tanrı, Rab gibi tanrısal kavramları sık sık kullandı. İncil, Galayalılar 4/6 : « Oğullar olduğunuz için Tanrı öz Oğlu'nun «Abba! Baba!» diye seslenen Ruhu'nu yüreklerinize gönderdi. » İncil, Efesliler 1 / 3 : «...Rabbimiz İsa Mesih'in Babası Tanrı'ya övgüler olsun. » Yunan - Roma kültürü ile yetişmiş insanların birçok ilâhları ve insan şeklinde tanrıları vardı. İsa Mesih'in Baba Tanrı'nın öz Oğlu olması, onlara cazip geliyor ve Hıristiyanlığı kabul etmeleri kolaylaşıyordu.

 

Pavlus'un Diriliş Fikri

Tanrı Oğlu olmasına rağmen İsa Mesih'in çarmıha gerilmesi, onun küçük düşmesine sebep olmuştu. Bunu Yahudiler “yüz karası”, diğer toplumlar (putperestler) de “saçmalık” olarak düşünüyorlardı. İncil, 1.Korintliler 1/23: «Ama biz çarmıha gerilmiş Mesih'i duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüz karası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar. » Durumun açıklanması için, insanlara uygun gelecek bir formül bulunmalıydı. Pavlus'un düşünçelerinde buna çare olarak diriliş fikri oluşmaya başladı.

 

Pavlus'un diriliş fikri Romalılara yazdığı mektuba şöyle yansıdı. 1/4: «...Ölümden dirilmekle Tanrı'nın Oğlu olduğu kudretle ilân edildi.» İsa Mesih'e iman edenler, doğal günahlardan da aklanmış oluyordu. İncil, 1.Korintliler 15/3,4 : «...Kutsal yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşı öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi.»

 

Dinsel Tarih yazarı Prof. Dr. Mircea Eliade, bu konuda şu açıklamayı yapmıştı. Cilt 2, s.398, 405 : «Pavlus'un Mesihçiliği diriliş fikri çevresinde gelişir; bu olay Mesih'in doğasını da ortaya çıkarır: O Tanrı'nın oğlu ve kurtarıcıdır. Mesihçi drama, o çağda iyi bilinen, ama aslında ilk ifadeleri çok daha eskiye dayanan bir soteriyoloji senaryosunu hatırlatır: Kurtarıcı insanlar için gökten yeryüzüne iner ve görevini yerine getirdikten sonra tekrar gökyüzüne döner : Gerçekten de İsa Mesih diğer insanlardan hiç de farklı değildi; Tanrı'nın Oğlu olmasına karşın, küçük düşürüldü ve çarmıhta öldü. Ama dirilişi tanrısallığını doğruladı. Yine de bu parlak kanıt herkes tarafından kabul edilmedi.»

 

İsa Mesih'in ölümünden sonra dirilmesi, Hıristiyanlar'ın büyük bölümünün temel inançlarının başında gelir. En önemli dini bayram olan Paskalya, Hz. İsa'nın dirilişinin kutlanmasıdır.

 

MESİH’İN KARDEŞİ YAKUB VE HAVARİLER’LE PAVLUS’UN ÇATIŞMASI

 

Sinoptik İnciller olan Matta ve Markos ve Luka'ya göre Hz.İsa; Kutsal Yasa'yı geçerli kılmaya ve tamamlamaya, dinleşen insan geleneklerini kaldırmaya gelmişti. (Bkz. İncil, Matta 5/17 ve Markos 7/8) O, tıpkı Hz.Adem gibi babasız yaratılmış, mucizelerle donanmış Tanrı değil O'nun sevgili kulu ve peygamberiydi. Pavlus'un İsa Mesih'i ilahlaştırması, Yahudi Hıristiyanlar arasında büyük bir uçurumun açılmasına ve neticesinde de çatışmaya sebep oldu. Bu çatışma yıllarca aralıksız devam etti.

 

Nasranilerin önderi Hz.İsa'nın kardeşi Yakup, Pavlus'un gittiği ülkelere Kudüs'teki kiliseden elçiler göndermeye başladı. Elçiler; Pavlus'un öğrettiklerinin doğru olmadığını, Hz.İsa'nın gerçek mesajının başka olduğunu açıklıyorlardı. Araştırmacılara göre Yakup'un temsilcileri; Pavlus'un vaaz verdiği kimselere sözlü olarak ve büyük bir ihtimalle Nasraniler tarafından yazılmış gerçek İncil ile doğru bilgi veriyorlardı.

 

Pavlus'un, elçilere karşı tepkisi 2. Korintliler'e yazdığı mektupta Sahte Elçiler başlığı ile yer alır. 11/ 2-5, 22 - 24 : «Sizler için Tanrısal bir kıskançlık duyuyorum... Düşüncelerinizin Mesih'e olan içten ve pak aldanmışlıktan saptırılmasından korkuyorum. Çünkü size gelen ve bizim tanıttığımızdan değişik bir İsa'yı tanıtanları pekalâ hoş görüyorsunuz. Ayrıca, aldığınız ruhtan farklı bir ruhu ve kabul ettiğiniz farklı bir Müjde'yi (İncil'i) kabul ederek bunları hoş görüyorsunuz. Sözüm ona üstün elçilerden hiç de aşağı olduğumu sanmıyorum... Onlar İbrani mi? Ben de İbrani'yim. İsrail'li mi? Ben de İsrail'liyim. İbrahim'in soyundan mıdırlar? Bende onun soyundanım. Mesih'in hizmetkârları mıdırlar? Aklımı kaçırmış gibi konuşuyorum. Ben onun daha üstün bir hizmetkârıyım. Ben daha çok emek verdim, hapse daha çok girdim, sayısız dayak yedim, çok kere ölümle burun buruna geldim. » Pavlus Mektubunda da itiraf ettiği gibi Yahudi Hıristiyanlar; kendisinin tanıttığından ayrı bir İsa'yı farklı bir Ruh'u ve başka bir Müjde'yi (İncil'i) öğretiyorlardı.

 

Yasa’yı gereksiz bulan Pavlus’a Nasraniler’in lideri  ve Hz. İsa’nın Kardeşi Yakub’un cevabı: Pavlus Romalılar’a yazdığı mektupta, Yasa’nın gereklerini yapmakla değil, sadece İsa Mesih’in (ilâh olduğuna, öldüğüne ve dirildiğine) iman etmenin kurtuluş şartı olduğunu vurguluyordu. İncil, Romalılar 3/20-23 : «Yasa’nın gereklerini yapmakla hiç kimse Tanrı katında aklanmayacaktır... Tanrı insanları İsa Mesih’e olan imanlarıyla aklar.» İsa Mesih’in kardeşi Yakub mektubunda Pavlus’a verdiği cevap ile bu iddiayı tamamı ile çürütüyordu. Yakub 2/10-4 : «Yasa’nın her dediğini yerine getirse de tek konuda ondan sapan kişi, bütün Yasa’ya karşı suçlu olur... Kardeşlerim bir kimse iyi eylemleri yokken imanı olduğunu söylerse, bu neye yarar? Böyle bir iman onu kurtarabilir mi? »

 

Dr. Maurice Bucaille, Tevrat, İnciller ve Kur’an isimli eserinde Pavlus’la ilgili olarak şöyle yazmıştı. S.94-97 : «Musevi Hıristiyanlara göre Paul bir haindir. Nitekim Musevi-Hıristiyanlıktan kalma belgeler onu “düşman” olarak, nitelendirmekte, “ikiyüzlü taktik” kullanmakla suçlanmaktadır... Çünkü Paul, İsa’nın kendi öğretilerini yaymak için çevresine topladığı kimselerin aleyhine olan bir Hıristiyanlık tesis etmiştir. İsa’yı sağlığında görmediği halde, İsa dirildikten sonra kendisine Şam yolunda göründüğünü iddia ederek görevine geçerlilik kazandırmıştır.»

 

YAHUDİ HIRİSTİYANLIK - PAVLUS HIRİSTİYANLIĞI

 

Hıristiyanlık ve İnciller hakkında temel bilgiler, büyük çalışmalar neticesinde son 50 yılda elde edilmiştir. Bu bilgilerde Kardinal Denielou’nun büyük rolü vardır. Kasım 1967 de “ETude” isimli dergide yayınladığı “Hıristiyan asıllarının yeni bir görüntüsü Yahudi - Hıristiyanlık” başlıklı makalesi önem taşır. İncil metinlerinin ortaya çıkışları, MS 70 yılı dolaylarında başlamış, o dönemlerde iki düşman toplum olan Yahudi Hıristiyanlar ve Pavlus Hıristiyanlığı tam bir mücadele içindeydi ve duruma Yahudi Hıristiyanlar hakimdi. Fakat Roma - Yahudi savaşı neticesinde MS 70 yılında Kudüs’ün düşmesi üzerine durum tamamıyla tersine dönmüştür. Yahudiler Roma İmparatorluğunda saygınlığını yitirince Hıristiyan toplumunda onlardan kopma eğilimi baş gösterir. O zaman üstünlüğü Yunan (Pavlus) - Hıristiyanlığı sağlayacak, bu da Pavlus’un ölümünden sonraki kendi zaferi olacaktır. Hıristiyanlık böylece toplumsal ve siyasal bakımından kendisini Yahudilikten kurtararak  üçüncü bir millet olmuştur. Ne var ki en son Yahudi isyanının vuku bulduğu MS 140 yılına kadar Yahudi Hıristiyanlık kültürel yönden yine kendi egemenliğini korumuştur.

 

Hz. İsa’nın bu dünyayı terk ettiği zaman ile 2. asrın yarısı arasında, yani bir yüzyılı aşkın sürede iki dini akım arasında geçen bir mücadeleye şahit olmuştur. Bu iki akım Pavlus Hıristiyanlığı denebilecek Hıristiyanlık ile Yahudi Hıristiyanlıktır. Yahudi Hıristiyanlığın yerini Pavlus Hıristiyanlığın alması ve onu mağlup etmesi de ancak çok tedrici olmuştur. (Kaynak: Dr. Maurice Bucaille, Tevrat, İnciller ve Kur’an, s.93)

 

YAHUDİ HIRİSTİYANLIĞIN BELGELERİ

 

Yahudi Hıristiyanlığın ilk belgesi Gerçek İncil (Q İncili)’dir. İsa Mesih bu dünyadan ayrıldıktan sonra sözleri ve yaşam hikayesi 20-25 yıl “sözlü aktarımlar” ile nakledildi. Hz. İsa Aramice ve İbranice konuşuyordu. Sonradan bu sözler Yunanca’ya çevrildi. İncillerin yazımı MS.70 yılından Kudüs’ün işgalinden sonra başlamıştı. Çağdaş araştırmacılar; tüm bu İnciller’in aslında tek bir orijinalinden, yaklaşık MS 50 yılında ortaya çıkan fakat bugün kayıp olan Gerçek İncil’den geldiğini düşünmekte, buna Almanca’da “Quelle” (kaynak) sözcüğünden esinlenerek Q İncili denmektedir. Hz. İsa’dan 20 yıl sonra ve Pavlus Hıristiyanlığının ilk İncili Markos’tan da 20 yıl önce yazıldığı kabul edilir. O, aralarında Havarilerin de bulunduğu Yahudi Hıristiyanlar tarafından kaleme alınmıştı.

 

Culmann, Prenses Universiteires de France 1976, Yeni Ahit isimli kitabında, İsa’nın hayatıyla ilgili sözlü anlatımın, ilk Hıristiyan toplumuna yön veren şey dini nasihatler, dini öğretimler ve ibadet ihtiyacıdır.Havariler; İsa’nın hayatında geçen olaylardan nakiller yaparak, yaymaya çalıştıkları iman esaslarını böylece örneklendirirlerdi. İşte İncil öykülerini tesbite imkân veren de Havarilerin vaaz ve uyarmalarıdır. İsa’nın asıl sözleri ise özel olarak en eski kilise tarafından verilen din dersleri içersinde nakledilmiştir.

 

Kardinal Danielou, Yahudi Hıristiyanlara ait kitapların başlangıçta Havarilerin etrafında teşekkül eden bu cemaatin İsa hakkındaki düşüncelerini yansıttığını açıklar. Bunlar (Mısırlı bir Yahudi Hıristiyan topluluğundan gelen) İbraniler İncili, Clement’in Hypotypos’ları, Clement’in Keşifleri, Jacques’in İkinci Kıyamet Kitabı, Thomas’ın İncili’dir. Kardinal Danielou’un ayrıntılı bir şekilde bahsettiği “Hıristiyan edebiyatının bu en eski eserlerini, kuşkusuz söz konusu Yahudi Hıristiyan toplumuna maletmek gerekir.”

 

Bu kitapların hepsi, Pavlus’un başarısıyla doğmuş olan galip Roma Kilisesi tarafından uydurma yani gizlenmesi gerekli kitaplar diye ilân edilmiştir. Kilise, İncil adı altındaki birçok kitaplar içinde büyük bir ayıklama yapıp bunlardan sadece dördünü (en sağlam) İncil olarak alıkoymuştur.         

 

Elçilerin İşleri’nin ve Clement’in eserlerinin tanıklık ettikleri gibi Gazze’den Antakya’ya kadar Suriye - Filistin sahiller hep Yahudi Hıristiyan’dı. Anadolu’da Yahudi Hıristiyanların varlığı, Pavlus’un Galayalılar ve Koloselilere yazdığı mektuplarca da tasdik edilir. Kardinal Danielou, Afrika’nın ilk defa Hıristiyanlaştırılması, Yahudi Hıristiyanlık şeklinde olmuştur, diye düşünür. İbranilerin İncili ile İskenderiyeli Clement’in kitapları, bu Afrika Hıristiyanlarına mal edilmektedir. (Kaynak : Dr. Maurice Bucaille, s.93-96)

 

PAVLUS HIRİSTİYANLIĞIN İNCİLLERİ

 

Kilisenin onayladığı resmi İnciller. Markos, Matta, Luka ve Yuhanna İncilleri MS 70 yılından itibaren MS 110 yılına varmayan bir tarih arasındaki dönemin ürünleridir. Pavlus’un Mektupları onlardan çok daha önce ortaya çıktığına göre bu İnciller, yazıyla tespit edilmiş olan ilk Hıristiyan kitaplarını teşkil etmez... İki toplum arasındaki yoğun mücadele döneminde ortaya çıkan, ünlü bir ilâhiyatçı olan Paris Katolik Enstitüsü Profesörü Kannengiesserin deyimiyle, bu mücadele ürünü kitaplar, İsa’ya dair yazılmış bir yığın kitap arasından seçilmiş, daha sonra kesin galibiyet kazanan Pavlus Hıristiyanlığının resmi İncilleri, “Canon = Dört İncil” olma hakkını kazanmış, diğer yazılı İncilleri de, Roma Kilisesi’nin seçtiği yola uygun olmadıkları gerekçesiyle, geleneksel ilkelere aykırı düşmekle suçlamış ve onları saf dışı etmişlerdir. (Kaynak: Dr. Maurice Bucaille, s.97)  

 

Pavlus’un dört İncil yazarına büyük etkisi. Pavlus Hıristiyanlığının ilk temel belgeleri, İnciller’den yıllarca evvel yazılan Pavlus’un Mektupları’ydı. MS 62-64 yıllarında vefat eden Pavlus’un Grekçe yazılmış Mektupları hızlı bir şekilde derlenip toplandı. Elimizde mevcut dört İncil’de Pavlus Hıristiyanlığın ürünüydü. Markos, Pavlus’un öğrencisi ve hapsihane arkadaşıydı (İncil, Koloseliler 4/10). Luka İncili ile Elçilerin İşleri’nin yazarı Luka da Pavlus’un doktoru ve öğrencisiydi (İncil, Koloseliler 4/14). Dördüncü İncil edebiyat ve felsefi yönü kuvvetli, Pavlus’un Mektuplarından çok etkilenmiş bir Yunanlı yazar tarafından kaleme alınmıştı.

 

Dört İncili de Havariler ve İsa’nın görgü tanıkları yazmamıştı. 8 Nisan 1996 tarihli Time Dergisi’nde, The Gaspel Truth (İncil Gerçeği) isimli kitabın yazarı David Van Biema, şöyle yazmıştı: « Çoğu uzmanın doğruluğunu kesin olarak kabul ettikleri şey, İncillerin; Havarilerin değil, onların adı bilinmeyen taraftarlarının (ya da taraftar yakınlarının) ürettikleri metinler olduğudur. Herbiri Hz. İsa’nın hayatıyla ilgili farklı bir tablo sunmuşlardı. Kilisenin onayladığı dört İncil’den en erken yazılmış olanı, İsa Mesih’in çarmıha gerilmesinden yaklaşık 40 yıl sonradır. »

 

Bugün Yahudi Hıristiyanlığın yazdığı orijinal İncil yok edilmiş, yerini Pavlus Hıristiyanlığın 27 kitaptan oluşan İncil'i almıştır. Bunun 14 adedi de Pavlus'un Mektuplarıdır. İsa Mesih Tanrı'dır, İnsanlar Doğuştan Günahlıdır, Ben İsa Mesh'in Elçisiyim gibi mektuplarda yer alan ifadeler kutsal olarak kabul görmüş ve Hıristiyanlığın da temel inancını teşkil etmiştir.

 



İSA MESİH VE KUTSAL RUHUN TANRILIĞI