ZİNA VE FUHUŞ


Kur’an; cinsel hayatın emir ve tavsiyeleri doğrultusunda düzenlenmesini, buna uymayanların da ceza göreceklerini vurgulamaktadır. Aralarında evlilik bağı olmayan kadın ve erkeğin cinsel ilişkisi olan zina, Allah katında çok büyük bir günahtır. Zina, toplumlarda soyun karışmasına, manevî ve ahlaksal değerlerin bozulmasına sebep olur. İslâmiyet; nikah sözleşmesi dışında serbest cinsel ilişkilere izin vermez, yasal yol mutlaka evliliktir. Bunun için evlenmeler teşvik edilmiş, boşanmalar da kolaylaştırılmıştır.

 

Fuhuş, yasalara uymayan cinsel ilişkide bulunmaktır. Kur’ân, toplumu dejenere eden zina ve fuhuş fiilini sadece yasaklamakla yetinmemiş, tedbir ve ceza da getirmiştir. Her iki cinse de bakışlarını kontrol etmeleri, konuşmalara, giyinmelere de dikkat edilmesi uyarısında bulunmuştur. En önemlisi de iman sahipleri; nefislerinin kötü isteklerinden korunabilmeleri için, Yüce Allah’a sığınarak yakarışta bulunmalıdır.

 

Kur’ân; toplumun hakkını korumak ve bozulmasını önlemek için, 4 tanıklı veya kendi itirafı ile sabit olan zina suçuna, caydırıcı bir ceza da vermiştir. Ancak bu ceza yaralayıcı ve ölümcül olmamak şartı iledir. Kur’an’da zina yapanlar için çok vahşi ve ilkel olan recim (taşla öldürme) cezası yoktur.

 

ZİNA ÇOK BÜYÜK BİR GÜNAHTIR.

 

…Allah katında zina, çok büyük bir günahtır. (Nu 24/15)

Zinaya yaklaşmayın. Şüphesiz ki o, iğrenç bir iştir ve çok kötü bir yoldur. (İsra 17/32)

…Fuhuşların açığına da kapalısına da yaklaşmayın… (Enam 6/151)

Zina, aralarında evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişkidir. Kur’ân; zinaya şiddetle karşı çıkmakta, onun çok büyük bir günah olduğunu vurgulamaktadır. Sorumsuz bir cinsel hayat; aile kurumunun dağılmasına, (nesep) soyun karışmasına, akrabalık, arkadaşlık, komşuluk gibi bağların bozulup yerini düşmanlıkların almasına, manevî ve ahlaksal değerlerin toplumda temelden sarsılmasına sebep olmaktadır. Bazı gençler; daha öğrencilik çağlarında iken evlilik bağına gerek görmeden, birbirleriyle cinsel ilişkiye girmelerini ve değişik kişilerle tekrarlamalarını, normal bir hareket kabul etmektedirler. Zinanın yaygınlaşıp kolaylaşması, insanların bedensel zevklerinin esiri olmasına ve bencilleşmesine sebep olmaktadır.

 

Şehvet arzusu ön plana çıkan kişilerin gelişmeleri ve olgunlaşmaları da eksik kalmaktadır. İnsan sevgisi, eş sevgisi ve çocuk sevgisi olgunlaşmanın basamaklarıdır; ana-babadan sonra Peygamber sevgisi kemale ermenin üst noktasını, Allah sevgisi de zirvesini teşkil eder. Neslin devamı için Yüce Allah’ın insanlara lütfu ile verilen cinsel istek ve zevklere aşırı düşkünlük, onları bu sevgilerden mahrum bırakır ve nefislerinin kötü arzularına yenik düşmelerine sebep olur. Bu da insanların olgunlaşamayarak Dünya’daki sınavını kaybetmesi demektir.

 

Zinanın sebep olduğu zührevî hastalıklar, sarılık v.s. gibi birçok hastalıklar ile toplum çok zarar görmektedir. Asrımızın en korkunç hastalığı AIDS’in getirdiği felaketler zina ve fuhuşun insanlara ilâhi bir cezasıdır.

 

Fuhuş, içinde bulunan toplumun kurallarına uymayan cinsel ilişkide bulunma, para karşılığında bir veya birkaç kişi ile cinsel ilişkiye girmektir. Fuhuş zina anlamına gelirse de her türlü kötü ve günah işlere de fuhuş denir. Kur’ân insanları şöyle uyarıyor : «Kötülüğün gizlisinden de açığından da sakının.» İnsanların cinsel ihtiyaçlarını, yasal olmayan yollardan karşılayan bazı kötü niyetli açıkgözlerin ticari faaliyetleri ile, kadınların adeta bir eşya gibi pazarlanarak değerlerini yitirmelerine sebep olmaktadır. Şehevî arzuların sömürülmesi neticesinde; öncelikle fuhuşu yapan kadınlar, aile kurumları ve yeni yetişen nesiller çok zarar görmekte, toplumda dini ve ahlaksal değerlere de saygı kaybolmaktadır. Kur’ân : «Fuhuşların açığına da kapalısına da yaklaşmayın.» ayeti ile fuhuş ve zinayı kesin olarak yasaklamıştır.

 

IRZINI KALE GİBİ KORUYANLAR

 

Hiç kuşku yok, kurtulmuştur inananlar… Cinsiyet organlarını koruyanlardır onlar. (Mü’minün 23/1, 5)

 

Allah, ırzını ve namusunu kale gibi koruyan İmran Kızı Meryem’i de örnek verdi… (Tahrim 66/12)

Kur’ân; şehvetlerini İlâhî Yasalar (Allah’a özgü yasalar) doğrultusunda kullanarak zina yapmayan, günah işlemeyen inançlı erkeklere şöyle buyurmaktadır : «İman sahipleri kurtulmuştur cinsiyet organlarını koruyanlardır onlar. » Namusunu koruyan kadınlara da Hz. Meryem örnek olarak verilmiştir : « Irz ve namusunu kale gibi koruyan İmran Kızı Meryem » Yüce Allah, halife olarak yarattığı insan topluluklarında ırz ve namusun korunması gereğinin önemini bu ayetler ile bir daha vurgulamaktadır

 

ERKEKLERDE ZİNAYI ÖNLEYİCİ TEDBİRLER

 

İnanan erkeklere söyle : Bakışlarını kontrol altına alsınlar, ırz ve namuslarını korusunlar… (Nûr 24/30-31)

Kadın ve erkekte, zinadan korunmak için alınacak önlemlerin temel prensibi, bu ayet ile verilmiştir. Cinsler arasındaki bakışlar, şehvetin açığa vurulması bakımından çok önemlidir. Bunun için Kur’ân, önce erkekleri şöyle uyarıyor: Bakışlarını kontrol altına alsınlar, kadınlara cinsel istek ile bakmasınlar, ırz ve namuslarını korusunlar! Ayrıca «avret» (vücudun örtünmesi gereken) yerlerini de örtsünler. Namuslu bir hayat yaşama ve zina etmemek şartı ile evlensinler. Nisa 4/24 : «…İffetli yaşamanız ve zina etmemeniz şartıyla hanımlarla evlilikleriniz size helâl kılınmıştır…»

 

Kur’ân;  namusunu koruyan erkeklere örnek olarak Hz. Yusuf’u göstermiş, kocalı bir kadın olan Zeliha, yanlarında çalışan genç ve bekar Hz. Yusuf’u çok beğenerek arzu etmiş, ancak Yüce Allah’a içtenlikle bağlı olan Hz. Yusuf’da kadını beğenmesine rağmen, Allah’a sığınarak günah işlemekten kurtulmuştur. (Bkz. Kur’ân’ı Kerim – Yusuf 12/18-35)

 

KADINLARDA ZİNAYI ÖNLEYİCİ TEDBİRLER

 

…İnanan  kadınlara da söyle : Bakışlarını kontrol altına alsınlar, ırz ve namuslarını korusunlar. Süslerini (zinetlerini) açıkta kalanlar dışında göstermesinler. Örtülerini göğüs yırtmaçlarının üstüne kapatsınlar… (Nûr 24/30-31)

Kadınlarda; erkeklere cinsel istek ile bakmamalı, ırz ve namuslarını korumalı, avret (vücudun örtünmesi gerekli) yerlerini de kapatmalıdır. (Bkz. Bu Kitap – Örtünme) Erkekler ile konuşurken, onların cinsel duygularını okşayıcı tarzda sözler kullanmamalı, yürüyüş ve giyinişlerde vücut teşhirciliğinden kaçınmalıdır. Ahzâb 33/32-33: «…Sözü duyguları okşayan bir biçimde söylemeyin ki, kalbinde kötülük bulunan biri ümide kapılmasın… İlk cahiliye yürüyüşü gibi kendinizi teşhir ederek (kırıta kırıta) yürümeyin.»

 

Kutsal bir kurum olan aile ocağını koruma ve devam ettirmek için iffetli (namuslu) kadınlar ile evlenilmelidir. Maide 5/5 : «…İffetli yaşayan, zinadan uzak kalan, şunu bunu dost tutmayan kadınlar ile evlenmeniz size helal kılınmıştır…»

 

KORUNMAK İÇİN EVLENMEYE TEŞVİK

 

Sizden bekar olan kimseleri … evlendirin. Eğer fakir iseler, Allah lütfu ile onları zengin eder. (Nûr 24/32)

Kur’ân aile kurumunun sağlam temellere oturmasını, gelecek neslin temsilcileri çocukları da analı-babalı büyümesini, soylarının (nesep) belli olmasını, ancak böylelikle sağlıklı bir nesil oluşacağını vurgulamaktadır. Evlenmeler kolaylaştırılıp teşvik edilmiş, ancak nikahsız ilişki ve birleşmelere (zina) izin verilmemiştir.

 

Gençler, öğrencilik ve çalışma hayatlarına paralel olarak dini bilgiler edinmeli, mutlaka Kur’ân’ı Kerim çevirisini okuyarak öğrenmeli ve İlâhî Yasalar’ın öncülüğünde hayatını düzenlemelidir. Boş zamanlarda öncelikli olarak spor yapmalı, böylece terleme ile beynin salgıladığı mutluluk verici «endorfin» maddesinin neticesinde huzur ve sükûna kavuşulacak, nefisleri kötü arzuları da frenlenecektir. Kendilerini kontrol edemeyerek kötü bir iş yapan kişiler, Yüce Allah’tan af dilemeli ve o işin tekrarında ısrarcı olmamalıdır. Ali İmran 3/135 : « Onlar çirkin bir iş yaptıklarında yahut öz benliklerine zulmettiklerinde, Allah’ı hatırlar da günahları için af dilerler. Günahları Allah’tan başka kim affeder ki? Ve onlar yaptıklarında bile bile ısrar etmezler. » Yüce Allah’a sığınıp teslim olarak, O’na karşı duyulan sevgi, saygı, sorumluluklar ile akıl ve irade birleşince cinsel istek ve arzular kolayca dizginlenebilmekte, böylece insanlar da yaratılışlarına yakışır bir hayat tarzını sürdürebilirler. Ancak dini inanç ve sorumluluk duygusundan yoksun olanlar, şeytana ve nefislerinin kötü arzularına kolayca teslim olmaları ile hem kendilerine ve hem de topluma büyük zarar verirler. Günah işlemiş olduklarından dolayı, Allah katında ceza görmeleri de hak olur.

 

Evlilik çağına gelen bekarlar, yasal olmayan yolları aramadan hemen evlendirilmelidir. Yoksul dahi olsalar, Yüce Allah onları lütfu (iyilik ve yardım görmüş) ile zengin eder. Aile kurup çoluk çocuk sahibi olmak, bir yaratılış yasasıdır.

 

ZİNA İFTİRASI

 

Namuslu, kötülüklerden habersiz iman sahibi kadınlara zina iftirasında bulunanlar Dünyada da, ahrette de lânete uğratılmışlardır. (Nûr 24/23)

İslâmiyette iffetli (namuslu) hanımlara iftira etmek günah ve ağır bir suçtur. Namuslu kadınlara zina iftirası yapıp da dört tanıkla ispat etmeyenler 80 vuruş ile cezalandırılır. Nûr 24/4 : « İffetli kadınlara iftira atıp da dört tanık getirmeyenlere gelince, onlara hemen 80 vuruş yapın. Ve onların tanıklıklarını ebediyen kabul etmeyin. » Eşler birbirlerine zina isnadında bulunur ve bunu ispat edemezlerse, hakim karı-kocayı birbirinden ayırabilir.(Nûr 24/4-9)

 

ZİNA FİİLİNİN CEZASI

 

…Allah katında zina, çok büyük bir günahtır. (Nûr 24/15)

Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine 100 değnek vurun; Allah’a ve Ahiret Günü’ne inananlar iseniz, Allah’ın cezasını uygulamada sizi acıma duygusu yakalamasın. Müminlerden bir grup da bunların cezalarına tanık olsun. (Nûr 24/2)

Ayette, zina yapanların evli veya bekar olmaları arasında bir fark yapılmamıştır. Zina suçu, hakim önünde ispat edilmeden tatbik edilemez. Cezanın verilebilmesi; zina fiilinin 4 tanık tarafından ispat edilmesi veya zina edenin suçunu itiraf etmesi veya kocasız olan kadının gebe kalmasıyla mümkün olur. Tabii bu ceza kendi istekleri ile zina edenler içindir. Zor karşısında zina etmek mecburiyetinde kalanlara günah ve ceza yoktur. Nahl 16/106 : «…Baskı ile zorlananlara günah yoktur…»

 

Zina suçunun cezalandırılması; tatbikatın halkın önünde olacağından  hem  utandırmak, hem buna meyilli olanları caydırıp vazgeçirmek ve hem de toplumun hakkının korunması bakımından lüzumludur. Suça giden yollar caydırıcı tedbirler ile önlenmeli, fakat suç fiili işlendiğinde de mutlaka ceza verilmelidir. Ayet adaletin acıma duygusuna kapılmadan, eksiksiz ve etkili bir biçimde yerine getirilmesini emretmektedir. İslâm alimleri, değnek ile vuruşun yara açma veya adam öldürme gayesi ile yapılmadığı hususunda birleşmişlerdir.

 

Recim (taşlayarak öldürme) cezası Kur’ân’ı Kerim’de var mıdır? Recim, Yüce Allah’ın adaletine ve insana verilen haklara da aykırıdır. Kur’ân’da da böyle bir ceza yoktur. Hz. Peygamber’den  evvel  Araplar’ın uygulamalarında recim cezası vardı Örf ve adetlerine çok bağlı olan Araplar, taşla öldürme cezasının İslâmiyet’ten sonra da devam etmesini istiyorlardı. Bir rivayet çıkararak : «Hz. Peygamber, halk arasında recim cezasını uygulamıştı.» Başka bir rivayet ile de : «Hz. Ömer’in halifeliğinde recim cezası tatbik edildi.» yalanları neticesinde recim cezasını, maalesef İslâm Fıkıh’ına koymayı başardılar. Böyle vahşi bir uygulama, ne Yüce Allah’ın rahmet ve adaleti ile ve ne de Kur’ân’ı Kerîm’in getirdiği yasalarla bağdaşabilir.

 

KADINLARDA CİNSEL SAPIKLIK

 

Kadınlarınızdan fuhşu (eşcinsellik) yapanlara karşı içinizden 4 tanık getirin; eğer tanıklık ederlerse o kadınları ölüm canlarını alıncaya, ya da Allah kendileri için bir yol açıncaya kadar evlerde tutun. (Nisa 4/15)

Eşcinsellik veya sevicilik; kadının kendi cinsinden biriyle şehvetini tatmin için cinsel ilişkiye girmesidir. Bu insanın yaratılış gayesine ters düşen bir eğilim, tiksindirici bir sapıklıktır. İslâm alimleri; bu fiilin zina olup olmadığı hususunda anlaşmazlığa düşmüşler, çeşitli görüşler ortaya atmışlardır. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Kur’ân’daki İslam’da Prof. Atay’ın konuyla ilgili şu açıklamasını getirmiştir : « Fıkıh bilginlerinin dikkatten kaçırmış oldukları ayetlerden bazıları eşcinsellikle ilgili olanlardır… Nisa Sûresi 15. Ve 16. Ayetler hem seviciliğe hem de homoseksüelliğe açıkça hüküm getirmiştir. Ama Fıkıh bilginleri bu iki ayeti; hükmü kaldırılmış saydıklarından ve bu ayetleri zina anlamına aldıklarından delilsiz, dayanaksız hüküm yürütmüşlerdir…

 

Bu ayette, Türk dilinde bulunmayan bazı özellikler vardır. Önce, ayette fahişe sözcüğü kullanılıyor, zina denmiyor. Arada fark vardır. (Kadınlar bu fuhşu yaparlarsa) sözünün anlatmak istediği, işin kadın kadına yapılması demektir. Kadın-erkek beraber zikredilmiyor. Arapça ifadenin karşılığı (kadınlar kendi aralarında yaparlarsa)  anlamındadır. Erkeklerin eşcinselliği ise sonraki ayette veriliyor.

 

Zina, erkek ile kadın arasında olur. Kadın kadına olana zina denmez. Kur’ân buna ayrı isim vermemiştir. Çünkü « fahişe » sözü geneldir. Zinayı, seviciliği, homoseksüelliği aynı anda kapsamaktadır. Sevicilik yapan kadın ya ölünceye kadar evinde tutulur veya Allah onlara bir yol açar yani tövbe edip evlenirler ve kocalarının kontrolüne girerler. » (Ata: Rapor, 52-53)

 

ERKEKLERDE CİNSEL SAPIKLIK

 

Siz şehvetinizi tatmin için kadınları bırakıp da erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz cehalete saplanmış bir topluluksunuz. (Nem 27/55)

Fuhşu (homoseksüelliği) içinizden iki erkek yaparsa, onlara eziyet edin. Bu ikisi tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse eziyetten vazgeçin… (Nisa 4/16)

Homoseksüellik veya eski dilde livata; erkeğin kendi cinsinden biri ile şehvetini tatmin etmek için cinsel ilişkiye girmesidir. Aile kurması, çoluk çocuk sahibi olması için kendisine eş olarak yaratılan kadını bırakıp da, kendi cinsinden bir erkek ile cinsel tatmin için birleşme, çok iğrenç bir sapıklıktır. Kur’ân’dan öğreniyoruz ki; peygamberler bu kişiler ile mücadele etmiş, bazı toplulukları da Yüce Allah, yaptıkları bu tür sapıklıklar yüzünden yok etmiştir. (Bkz. Kur’ân’ı Kerim – Şuara 26/165-173, Araf 7/80-84)

 

Kur’ân, adı geçen ayet ile erkeklerdeki cinsel sapıklıklar için ceza hükmünü vermiştir: Onlara eziyet etmek yani baskı yapmak, üzmek, sıkıntı vermektir. Ancak Yüce Allah’tan af dileyip durumlarını düzeltirlerse, artık onlara eziyet etmekten vazgeçilmelidir. Zümer 39/53 : « Ey kendi aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah, günahları tümden affeder. Çünkü O, mutlak GAFÛR, mutlak RAHÎM’dir. »

 



HRİSTİYANLIK