EŞ DÖVÜLÜR MÜ?


Kur’an, yalnızca zina yapanlara kadın veya erkek olsun dövülme cezası vermiştir. Karı - koca arasındaki geçimsizliklerde, eşi eğitmek amacıyla kocanın dayak atması, Yüce Dinimizin adalet ilkeleri ve evrenselliği ile bağdaşması mümkün müdür? Asırlar boyu gücün egemen olduğu toplumlarda, kadının hakları çiğnenmiş ve kadın hor görülmüştü. Aynı zihniyet; Kur’ân’ın Nisa 34 ayetindeki birçok manaları bulunan, bir anlamı da uzaklaştırma olan darb sözcüğünü dövme olarak algılamış ve kadının geçimsizlik hallerinde dövülmesini kurallaştırmıştır.

 

Canlı Kur’ân olan Peygamber Efendimiz; ömrü boyunca kadınlara hep sevgi ve saygı göstermiş, zaman zaman geçimsizlikleri ayetlere de yansıyan hanımlarının verdiği sıkıntılara rağmen, kendilerine bir fiske bile vurmamıştır. Durum böyle iken cehalet, bilgisizlik ve kötü amaçla Yüce Dinimizi gözden düşürmeye ve bilhassa kadınları İslâm’dan soğutmaya çalışılmıştır. Oysa Kur’ân’da kocanın eşini dövme yetkisi yoktur ve Hz. Peygamberimiz de hiçbir zaman böyle bir uygulamada bulunmamıştır.

 

KOCA KARISINI DÖVEBİLİR Mİ?

 

Sadakatsizlik ve iffetsizliklerden çekindiğiniz kadınlara önce öğüt verin, yataklarında yalnız bırakın, nihayet onları bulundukları yerden uzaklaştırın (dövün?)… (Nisa 4/34)

 

Ayette; sadakatsizlik ve iffetsizlik yapmalarından korkulan kadınlar için, kocaya sıra ile tatbik edilmek üzere üç yaptırım önermektedir. 1) Eşinize önce öğüt verin 2) Eğer birincisi fayda vermiyorsa, yataklarında yalnız bırakın yani onlarla cinsel ilişkiye girmeyin. 3) Her iki uygulamadan da netice alınmıyorsa, daha etkili olarak onları bulundukları mahalden uzaklaştırıp başka bir yerde oturmaya mecbur edin. Kur’ân’ın gayesi; toplumun çekirdeğini teşkil eden aileyi sağlamlaştırmak, yuvanın bozulmasını önlemektir. İşte bu üçüncü yaptırımda müfessirler arasında fadribuhünne ifadesinin anlamında anlaşmazlıklar çıkmış, bazı müfessirler (bu kelime genel manası icabı dövün anlamındadır) tezini savunmuştur.

 

Ayetteki fadribuhünne ifadesi, Arapça’da yirmiye yakın manası bulunan darb kelimesinden türeyen bir emirdir. Kur’ân’da «darb» kelimesi aşağıdaki ayetlerde kullanılmıştır. Darb: Örnek verme, örneklerle anlatma. (Örnek olarak bk. İbrahim 24, Nahl 75-76, Rûm 28) Gezip dolaşma, seyahat etme (bk. Nisa 94, Maide 106). Yol açma (bk. Tâhâ 77). Uzaklaştırma, uzakta tutma (bk. Zühruf 5). Mühürleme, damgalama, tıkama (bk. Bakara 61, Kehf 11). Yüze ve sırta vurma (bk. Enfal 50, Muhammed 24). Elle vurma (bk. Saffat 93). Boyun ve parmakları vurup uçurma (bk. Enfal 12). Bir aletle (sopa v.s.) vurma (bk. Bakara 60, Araf 160, Şuara 63, Sad 44) 

 

İşte görüldüğü gibi birçok manası bulunan darb kelimesi, bu ayette uzaklaştırma anlamında kullanılmıştır Peygamber Efendimizin de uygulamaları aynı yöndedir. Eğer burada sözcük dövün olarak algılansa, o zaman eş iffetsizlik fiilini işlemeden şüphe üzerine kocadan dayak yemiş olacaktı ki, böyle bir yaptırım Kur’ân’ın evrenselliği ve adalet ilkeleri ile bağdaşamazdı. Kur’ân’da dövme cezası (Nûr 24/2) : ister kadın ve ister erkek olsun, ancak dört şahitle ispatlanarak kesinleşmiş zina suçuna verilmiştir. (Bkz. Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk – İslâm Nasıl Yozlaştırıldı – Say: 341 – 348)

 

AYETİN SÜNNET’E GÖRE UYGULANMASI

 

Sünnet, Hz. Peygamberimizin söz ve fiilleridir. Cenâb-ı Allah’ın İlâhi Yasalarını bildirmek ve nasıl uygulandığını insanlara göstermekle görevlendirilen Hz. Peygamberimiz; kadınlara her zaman sevgi ve saygıyla yaklaşmış, hanımları zaman zaman geçimsizlik göstermişler ve kendisini üzmüş olmalarına rağmen onlara çok iyi davranmıştır. Bu durum Kur’ân’da Ahzâb 3/38-34 ve Tahrîm 66/1-5 ayetlerine de yansımıştır. «Sizden hiç biriniz kölesi imiş gibi karısını dövmesin. Akşam bir yatağa yatacağınız eşinizi nasıl dövebilirsiniz.» gibi sözler söylemiş, hanımlarına hayatı boyunca bir fiske bile vurmamıştır.

 

Nisa 3/34 ayetinin uygulanması bakımından Peygamber Efendimizin eşlerinden, zina suçu isnat edilen Hz. Aişe ile ilgili ifk (iftira) olayı çok önemlidir. Hz. Aişe eşi Hz. Peygamber ile beraber gittiği bir seferden dönüşte, konaklanılan mahallin uzağına tuvalet ihtiyacı için ayrılmış ve bir müddet sonra geriye dönmüştür. Ancak gerdanlığının boynunda olmadığını fark edince tekrar aynı yere gidip onu aramaya başlar. Bu sırada Hz. Aişe’nin yokluğundan habersiz olan askeri kafile oradan hareket eder. Hz. Aişe gerdanlığını bulup geri döndüğünde, kafileden kimse kalmamıştır. Yokluğumu fark ederler, geriye dönüp beni alırlar diye orada beklemeye başlar. Daha sonra askeri birliğin görevli artçılarından ola Safvân, orada Hz. Aişe’yi görerek  devesine bindirir ve askeri birliğine ulaştırır. Fakat münafıklar Hz. Aişe’yi iffetsizlikle suçlamakta gecikmezler. Bu olaydan sonra Peygamber Efendimiz eşini dövmemiş, Hz. Aişe’de üzüntüden hastalanarak babası Hz. Ebubekir’in evine taşınmıştı. Bir müddet sonra Yüce Yaratıcı’dan beklenen vahiy Nûr 24/11-21 ayetleriyle gelmiş mü’minlerin annesi Hz. Aişe temize çıkmıştı. Bu olay, ilâhî bir tatbikat ile bizzat Hz. Peygamberimizin ailesi içinde uygulanmış olmaktadır. (Bkz. Öztürk – Asrı Saadetin Büyük Kadınları – Say: 56)

 

SONUÇ

 

İslâmiyette kocanın eşini dövme yetkisi kanaatimizce yoktur. Darb kelimesinin manası yanlış anlaşılmasından kaynaklanan bir durum söz konusudur. Peygamber Efendimizin uygulamaları da bunu doğrulamaktadır. Çağdaş yorumlar için Din Şûrasına gidilerek halkımız aydınlanmalıdır.  

 



KADININ MİRAS HUKUKU